Covid Döneminde Ebeveynlik: Aile Olma Hissi Nasıl Yok Oldu?
Covid-19 pandemisi, dünya genelindeki birçok alanda köklü değişiklikler yaratmıştır. Özellikle sağlık sistemi üzerinde derin izler bırakan bu süreçte, ebeveynlik deneyimi de her zamankinden daha fazla etkilenmiştir. Son günlerde yapılan bir Covid soruşturmasındabir ailenin yaşadığı deneyim, ebeveynlerin yaşadığı değersizleşme hissini gözler önüne sermiştir. Bu hikaye, yalnızca bir bireyin değil, tüm ebeveynlerin maruz kaldığı zorlukları temsil etmektedir.
Soruşturmadaki İfade: “Bize ebeveynler olarak muamele edilmedi”
Tamsin Mullen2020 yılının ilk aylarında premature ikizlerin annesi olduğunda, yaşadığı süreçte kendisini nasıl hissettiğini detaylı bir şekilde aktarmıştır. Covid-19 kısıtlamaları sebebiyle hastanede kendisine uygulanan uygulamaların sonuçları, ebeveynlik duygusunu nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır. Mullen, hastanede geçirdiği zamanı şu sözlerle aktarmıştır: “Bize ebeveynler olarak muamele edilmedi, sanki sadece iki hastayı ziyaret eder gibi hissettik.” Bu durum, sağlık sisteminin değişen politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.
Ebeveynlik Duygusunun Kaybı
Aynı soruşturmada, Mullen, hastanedeki kısıtlamaların sadece sezaryen sonrasında değil, doğumdan sonraki süreçte de aile olma duygusunu büyük ölçüde etkilediğini belirtmektedir. Hastane ziyaret kısıtlamaları nedeniyle yalnızca bir ebeveynin çocuklarını ziyaret etmesine izin verilmesi, onların ailesi olduklarını hissetmelerine engel olmuştur. Mullen, “Bize ebeveynler olarak muamele edilmedi, sadece birer ziyaretçi gibi hissettik,” diyerek durumu özetlemektedir.
Covid-19’un Maternite Hizmetlerine Etkisi
Covid-19 pandemisi sırasında sağlık hizmetleri üzerine yapılan araştırmalar, ebeveynlik üzerinde derin etkiler bıraktığını göstermektedir. Türkiye’de ve dünyada sağlık sistemleri, pandemi ile birlikte yeni bir krizle yüzleşmek zorunda kalmış ve maternite hizmetlerinde büyük değişiklikler yaşanmıştır.
Sınırlı Ziyaret Politikaları
Mullen’in ifade ettiği üzere, hastanenin getirdiği sınırlı ziyaret politikaları, ailelerin yeni doğan bebekleriyle olan bağını zayıflatmıştır. Anne, doğumdan sonra 27 saat boyunca yan odada yalnız kalmış ve ikizleri yalnızca neonatal yoğun bakımda görebilmiştir. Bu süreçte, bir ebeveynin başka bir hantİk yıla doğru sürekli olarak sadece bir ebeveynin bebekleri ziyaret etmesine izin verilmiştir. Bu durum, pek çok ebeveynin yaşadığı travmatik bir ayrılış hissini güçlendirmiştir.
Yalnızlık ve Anksiyete Hissinin Artışı
Mullen, Covid döneminde yaşadığı yalnızlığın nasıl anksiyete ve kötü hissetme duygusuna yol açtığını dile getirmiştir. Özellikle hamilelik sırasında eşinin, tarafından taramaların yapıldığı hastaneye girmekten alıkonması, hamilelik ve doğum sürecinin doğal duygusunu büyük ölçüde azaltmıştır. Sağlık hizmetleri, ebeveynlerin yanında olan desteklerini kısıtlamak suretiyle yalnızlık duygusunu artırmıştır.
Neonatal Yoğun Bakımın Zorlukları
Prematüre doğum sonrası neonatal yoğun bakım süreçleri, ebeveynler için son derece stresli bir deneyimdir. Mullen ve eşi, doğumdan sonra çocuklarını görmeleri için sadece belirli bir süreye sahip olduklarını belirtmişlerdir. Bu durum, bebeklerini görmek isteyen ebeveynlerin yaşadığı güçlükleri derinleştirmiştir.
Sayılarla Sınırlı Ebeveyn Ziyaretleri
Covid-19 kısıtlamaları, bazı hastanelerde ebeveynlerin çocukları ile olan bağlantısını sınırlarken, aynı zamanda sağlık personelinin de iş yükünü artırmıştır. Ebeveynler, Covid döneminin başından itibaren yalnızca belirli saatlerde çocuklarına erişim sağlayabilmişlerdir. Bu kısıtlamalar, ebeveynlerin bebekleriyle olan bağlarının azalmış olması gerçeğini beraberinde getirmiştir.
Maternite Hizmetlerinin Ekonomik Etkileri
Maternite sağlık hizmetlerindeki bu değişikliklerin yalnızca ebeveynler üzerindeki etkileri değil, aynı zamanda sağlık sistemi üzerindeki ekonomik etkileri de gözlemlenmektedir. Uzun süreli hastanede kalışlar, erken doğum gibi durumlar, hem ailelerin hem de sağlık sistemi için büyük mali yükler oluşturmuştur.
Maliyetlerin Artışı
Bebeklerin neonatal yoğun bakımda kalma sürelerinin artması, hastanelerin maliyetlerini artırmaktadır. Özellikle düşük gelirli aileler için bu durum daha da zorlu bir hal almaktadır. Aileler, yüksek maliyetler karşısında zor durumda kalırken, devlet sağlık hizmetlerine yapılan harcamaların artmasına yol açmaktadır.
Toplumsal Etkiler
Bunun yanı sıra, anne ve babaların yaşadığı stresin toplumsal etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır. Covid-19 döneminde ebeveynlerin, çocuklarıyla olan bağlarının zayıflaması, aile içindeki dinamikleri olumsuz yönde etkilemiştir.
Sonuç: Sağlık Sistemi ve Ebeveynler Arasındaki Çatışma
Özetlemek gerekirse, Covid-19 pandemisi sürecinde maternite hizmetlerindeki değişiklikler ve kısıtlamalar, ebeveynlik deneyiminde derin yaralar açmıştır. Anne ve babaların yaşadığı yalnızlık, stres ve belirsizlik duyguları, onların sağlık sistemine olan güvenini sarsmıştır. Ebeveynlerin aile olma hissinin zayıflaması, yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir travmayı da beraberinde getirmektedir.
Sağlık politikalarının ebeveynliği ve ailenin bütünlüğünü koruyacak şekilde yeniden yapılandırılması, bu nedenle büyük önem arz etmektedir. Ebeveynlerin, bu zorlu süreçte yaşadıkları deneyimlerin, gelecekteki sağlık hizmeti sunumunda dikkate alınması gerektiği, tüm uzmanlar tarafından vurgulanmaktadır. Bu tür deneyimlerin yaşanmaması için sağlık sisteminin daha kapsayıcı ve esnek politikalar geliştirmesi, pandeminin bir daha yaşanmaması temennisi olmalıdır.
🔗 Orijinal Kaynak: https://www.bbc.com/news/articles/c70z1ppyv5eo